DEVLETİN TAPU SİCİLİNİN TUTULMASINDAN DOĞAN SORUMLULUĞU

DEVLETİN TAPU SİCİLİNİN TUTULMASINDAN DOĞAN SORUMLULUĞU

 

 

LL.M. Av. Berkay ERGÜN*

Ahmet GELMEZ**

 

GİRİŞ

 

Devletin tapu sicilinin tutulması sebebiyle oluşacak zararlardan doğan sorumluluğu, tapu sicilinin tutulması etkinliğinin önemi ve vatandaşların haklarını bizzat ilgilendirmesine binaen bir kusursuz sorumluluk hali olarak kabul görmüştür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 1007. maddesine göre; devlet tapu sicilinin tutulmasından doğan zararların hepsinden sorumludur. Taşınmazlarda tapu sicili hukuki muamele güvenliğini sağlamakla beraber açıklığı da sağlamaktadır. Bu nedenle tapu sicilinin tutulmasında meydana gelen sıkıntılar neticesinde ortaya zarar meydana gelmesi halinde zarar gören hak sahibi, zararının giderilmesini devletten talep etme hakkına sahiptir. Devlet bu zararı tazmin eden olarak, zarara sebebiyet veren görevliye kusuru nispetinde rücu hakkını haizdir. Tapu sicilinin tutulmasından doğan devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Makalemizde devletin bu sorumluluğun şartları ve neticeleri tetkik edilmiştir.
Devamınnı Okuyun.. “DEVLETİN TAPU SİCİLİNİN TUTULMASINDAN DOĞAN SORUMLULUĞU”

SATILAN MALIN VEYA HİZMETİN AYIPLI OLMASI

SATILAN MALIN VEYA HİZMETİN AYIPLI OLMASI

Av. Doğukan Çınar*

Giriş

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını korumak, zararlarını tazmin etmek, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlamak, tüketiciyi aydınlatmak ve bilinçlendirmek amacıyla önlemler almak, tüketicileri kendilerini koruyucu girişimlere özendirmek ve bu konularda politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelere teşvik etmeye ilişkindir. Çalışmamızda 6502 sayılı TKHK’da düzenlenen ayıplı mal, 6098 sayılı TBK ile desteklenerek incelenmiştir. Bu doğrultuda çalışmamızın birinci bölümünde ayıplı mal kavramının tanımı, ayıp çeşitleri, hukuki niteliği, ayıplı maldan sorumluluk konuları detaylı bir şekilde incelenip, örneklendirmeler yapılarak açıklanmıştır. İkinci bölümde ise tüketicinin, ayıplı maldan doğan seçimlik hakları, bu seçimlik haklarının sınırları, işbu hakların kullanımındaki zamanaşımları açıklanmıştır.
Devamınnı Okuyun.. “SATILAN MALIN VEYA HİZMETİN AYIPLI OLMASI”

Velayet Davaları

VELAYET DAVALARI

         Av. Berkay ERGÜN*
         Tuğba ATAŞ**

Giriş

Çalışmamızın asıl noktasını çocuk ve çocuğun üzerinde anne ve babanın farklı durumlardaki velayet hakkı oluşturmaktadır. Çocukların doğduğu andan itibaren büyüme süreci içinde ailesiyle kurduğu iletişimden çıkardığı sonuçları benimsemesi ve her yönden sağlıklı yetiştirilmeleri, kişilik gelişimleri için çok önemlidir[1]. Velayet, sağlıklı ve ahlaklı çocuklar yetiştirebilmek için çok önemli bir konudur. Bu hassas konu, kimi zaman maalesef eşler arasında özellikle boşanma sürecinde can yakmak için kullanılan bir silah niteliğindedir. Bu yüzden öncelikle anne ve babanın bu konuda bilinçlenmesi gerekmektedir. Biz de buna istinaden, birinci bölümde velayetin farklı durumlardaki halini, kapsamını ve anne, babaya yüklediği hak ve sorumlulukları açıkladık. Devamınnı Okuyun.. “Velayet Davaları”

Ergün ve Atasoy’dan ortak çalışma.

ELITE Hukuk kurucu ortağı Av. Berkay Ergün, İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi ticaret hukuku öğretim üyesi olan Prof. Dr. Ömer Adil Atasoy ile birlikte “Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Görevleri Kapsamında Kurulması Zorunlu Komitelerin Kurulmamasından ve İşletilmemesinden Doğan Sorumlulukları” başlıklı ortak bir makaleye imza attı. Makaleyi buradan okuyabilirsiniz.

 

Anonim Şirketlerde Komiteler

Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Görevleri Kapsamında Kurulması Zorunlu Komitelerin Kurulmamasından ve İşletilmemesinden Doğan Sorumlulukları

PROF. DR. ÖMER ADİL ATASOY *

Av. BERKAY ERGÜN **

Giriş:

6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu ile ticaret hukuku sistemimize ve özellikle sermaye şirketlerinin yapısına pek çok yenilikler getirilmiş ve ekonomik refahın sağlanabilmesi adına girişilen çalışmalar neticesinde, şirketlerin yönetimlerinde “kurumsal yönetim” ve “şeffaflık” prensipleri benimsenmiştir. Kurumsal yönetim ve şeffaflık anlayışı gereği şirketlerin faaliyetleri ve işleyişi bilimsel yönetim kurallarına tâbi tutulmuştur. Böylece; güvenilir bir yönetim, açık, anlaşılabilir ve kamuyu aydınlatıcı raporlar ile pay sahiplerinin bilgi sahibi olabilmesi, paydaşlar ve yatırımcılar açısından  güven sağlanması amaçlanmıştır. Devamını okuyun..

Şirket için menkul kıymetler neyi ifade eder?

Bir şirket sahip olduğu hazır değerleri, kısa vadede kâr elde etmek amacıyla yatırım aracı olarak kullanabilir. Bu maksatla; hisse senetleri borsada işlem gören üçüncü şirketlerin hisse senetlerini satın alabilir ve kısa sürede elden çıkarıp satabilir. Üçüncü şirketlerin hisse senetlerini almak yerine alternatif olarak; bu şirketlerin tahvillerini (borçlanma senetlerini)  veya kamu kesimi tahvil, senet ve bonolarını (hazine bonosu) da alabilir. Kısaca; bir şirket elindeki parayı borsada değerlendirerek hisse senedi alabilir, özel şirketlere borç vererek tahvil alabilir veya devlete borç vererek hazine bonosu alabilir. İşte bu tarz yatırımlar ile şirketin sahip olacağı belgelerin adı; menkul kıymetlerdir. Menkul kıymet; ortaklık veya alacaklılık hakkını belgeleyen bir kıymetli evraktır.

Eşler Arasında Mal Ayrılığı Rejimi

Av. Berkay ERGÜN

Giriş:

1926 yılında İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak kabul edilen ve 4 Ekim 1926’da yürürlüğe giren 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi, yasal mal rejimi olarak; İMK’daki mal birliği rejiminden farklı şekilde, Türk kadınının sosyo-ekonomik özgürlüğünü sağlayacağı düşüncesiyle, paylaşma esasına dayanmayan mal ayrılığı rejimini benimsemişti. Devamını okuyun..

Citroen Bayileri Karar İncelemesi

Rekabet Kurulu’nun “Citroen Bayileri Kararı” İncelemesi
Av. Berkay ERGÜN
Sayı              : 10-60/1274-480
Tarih            : 23.09.2010

OLAY         

Rekabet Kurulunun 27.11.2008 tarih ve 08-67 sayılı toplantısında alınan karar gereği yapılan önaraştırma kapsamında, Göral Otomotiv Tic. ve San. A.Ş.’de yapılan yerinde incelemelerde bulunan belgeler üzerine hazırlanan 31.12.2008 tarih ve 2008-4-289/İİ- 08-MHA sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 8.1.2009 tarih ve 09-01sayılı toplantısında görüşülmüş, Baylas Otomotiv A.Ş. (Baylas) ve bayileri hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Yapılan önaraştırma sonucunda hazırlanan 21.2.2009 tarih ve 2008-4-289/ÖA-09-HY sayılı Önaraştırma Raporu’na istinaden, Kurul’un 25.2.2009 tarih ve 09-08/156-M sayılı Kararı ile Citroen bayisi olan 41 adet Citroen bayisinin Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediklerinin tespiti için aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma başlatılmıştır. Devamını okuyun..

İş Sözleşmelerinde Şekil Şartı

 

Kural olarak iş sözleşmeleri, şekil şartına tâbi değildirler. Bu nedenle, bir iş sözleşmesinin şekil serbestliği ilkesi çerçevesinde yazılı, sözlü veya zımnen kurulabilmesinde bir engel bulunmamaktadır. Ancak bu serbesti, taraf iradelerine muhalif ve/veya bu iradeyi gölgeleyecek şekilde yorumlanamaz[1].
Devamını okuyun..